İçeriğe geç

Göz ne ile beslenir ?

Göz Ne ile Beslenir?

Kayseri’nin soğuk bir sabahıydı. Dışarıda rüzgarın çıkardığı uğuldamalar arasında kahvemi hazırlıyordum. Yavaşça mutfak masama oturup pencerenin kenarındaki perdeleri araladım. O an, penceremin dışındaki dünya bana bir şeyler söylüyordu ama ben ne olduğunu çözmeye çalışırken bir an için gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Gözlerim… Gerçekten ne ile beslenir?

Yalnızlığın Göğsümdeki Yankısı

Hayatımda birçok kez sorularla karşılaştım ama gözlerime bakarak sormadım. Oysa bazen, gözlerinle, duyguların arasında bir ilişki kurman gerekebiliyor. Gözlerim, özellikle son birkaç yıldır, bir türlü tatmin olmayan bir açlıkla dolup taşıyor. Gözlerimle tanıştım. Ne de olsa onlardır bana hayatı, insanları, dünyayı gösteren. Bir sabah, gözlerimle her şeyi görmek yerine, sadece karanlıkta kaybolduğumu fark ettim.

Duygularımı hemen tutamadım. Hayal kırıklığı içinde, yalnız başıma bir köşe bulup sessizce oturdum. Bir göz, her şeyin içinde kaybolabilir miydi? Yoksa bir göz, daha fazlasını görmek mi isterdi? O kadar çok şey gördüm ki… O kadar çok ama bir o kadar da hiç bir şey.

Bir zamanlar, Kayseri’nin sokaklarında yürürken etrafımdaki her şeyin bir anlamı vardı. Duygularım, yaşadığım anın özüdür. İnsanları severken gözlerim ne kadar da açılırdı. Bir bakışla anlaşabileceğimi, gözlerimdeki ışıltıyla söyleyebileceğimi düşünürdüm. Ama bir gün, her şey yerli yerinde olmasına rağmen gözlerim bambaşka bir dünyaya kaydı.

İçimdeki boşluk, gözlerimi tatmin etmek için bir şeyler aramamı sağladı. Başka bir dünyaya bakarken, başka bir yerde olmadığımı fark ettim. Yalnızdım. O kadar yalnız ki, sadece gözlerim bir anlam arıyordu.

O An Gözlerimle Yeniden Tanıştım

Bir öğleden sonraydı. Kayseri’nin karanlık sokaklarından birine doğru ilerlerken, gözlerim bir anda parladı. Kendimi bulduğum yer değil, o anın içinde kaybolduğum yerdi. Gözlerimin önünde, büyük bir beyaz duvar vardı. O duvarı görebilmek için, sadece derin bir nefes almam gerekiyordu. Bütün yaşamı yeniden görmek için o duvarı aşmalıydım.

“Ne ile beslenir gözler?” sorusu, kafamın içinde dönüp duruyordu. O duvarın ardındaki şey neydi? Görebilmek için, sadece görmek değil, bir şeyleri hissetmek, başka birinin gözlerinden gerçekleri anlamak gerekir. Yalnızca o zaman gerçekten gözlerimle tanışabilirim.

Birini düşündüm… Şimdi birisi gözlerimle bana baksa, ne görürdü? Bunu merak ettim. Onun gözlerinde, benim içimdeki boşlukları hissedebilir miydim? Ya da belki o da bir şeyler beklerdi, tıpkı benim gibi.

Gözlerim o an, sadece bir bakış değil, bir umut taşıyordu. Gözler, yalnızca dış dünyayı görmekle kalmaz, iç dünyada bir şeyler bulma çabasıyla beslenir. Gözler, kalp ne isterse, o ihtimalleri görür. O an, gözlerimle bambaşka bir ilişki kurdum.

Gözlerimin Açlık Hali: Duygusal Bir Doyum Arayışı

Kayseri’nin soğuk havası gözlerimi yakıyordu. O kadar donmuştu ki, adımlarımı attıkça, zemindeki kar sesi bile beni rahatsız etmiyordu. Ama bir şey fark ettim; gözlerim yine açlık içinde, ama bu sefer dışarıdaki dünya değil, kalbimdeki boşlukları görmek istiyordu. Gözlerim açılmaya devam ederken, hayatımın tüm parçalarını düşündüm: ailemi, dostlarımı, şehri, Kayseri’nin bazen yavaş ve bazen hızla geçip giden saatlerini. Ama gözlerim hep, daha fazlasını, başka bir anlamı görmek istiyordu.

Gözlerimin beslenmesi neyle oluyordu? Anılar mı? Bir zamanlar sararmış yapraklar mı? Sadece görmek değil, yaşamı anlamak, her bir anı gözlerimde saklamak mıydı? Ya da en çok ihtiyacım olan şey, o anları başka birisinin gözlerinden görmekti?

Bir gün, gözlerimle keşfettiğim bir gerçek vardı. Gözler sadece dış dünyayı değil, iç dünyayı da görürler. İnsan, bir bakışta kaybolduğunda, gözleriyle hem dünyayı hem de ruhunu arar. Benim gözlerim, bazen susmayı seçiyor, bazen hayal kırıklığını kabul ediyordu. Gözlerim, içimdeki kelimeleri anlamadan önce bakışlarla konuşmaya çalışıyordu.

O an düşündüm: “Gerçekten gözler neyle beslenir?”

Sonuçta: Gözler, İçindeki Dünyaya Nasıl Duygular Taşır?

Bütün bu soruları ardı ardına sıraladım. Hayal kırıklığı, belirsizlik, sevgi ve umut… Gözlerim, dış dünyayı sadece görmüyordu. Bazen, gözlerim acıyı da hissediyordu. Sadece o an, bakışlarımdan hissedilen his, her şeyin parçasıydı. Gerçekten gözlerimle ne ile beslenirsem, bir gün o besin, yaşamın anlamı olacaktı.

Birkaç hafta sonra Kayseri sokaklarında yürürken, gözlerimle yeniden karşılaştım. O gün anlamıştım; gözlerim, sadece dış dünyayı görmekle kalmaz, içimdeki boşlukları, duygularımı ve umudumu da görmek ister. Gözlerim açtıkça, içimdekiler de çözülmeye başlamıştı. Bazen her şeyin görsel değil, duygusal olduğunu hissediyorsunuz. Gözlerim açıldığı sürece, daha fazlasını göreceğimi biliyordum.

İşte böyle, gözlerimle öğrendim: Gözler, sadece görmeye değil, hissetmeye ve anlamaya da açılmalıydı. Gözlerimle beslenmenin tek yolu, içimdeki dünyaya dikkat etmekti. Gözlerim açıldıkça, hayal kırıklığımdan, sevincime kadar her şeyi içimden geçirip onlarla paylaşmak istedim. Çünkü bir göz, gözle görülemeyen her şeyi de görmek ister…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil giriş